EKİM AYI’NDA ELAZIĞ’DA NELER OLDU?

-İneğe çarpan hafif ticari araç hurdaya döndü.

-Elazığ-Malatya yolunda minibüsten inmek isteyen kadın yere düştü.

-Elazığ’da Armut ağaçları çiçek açtı.

-Fırat Üniversitesi Hayvanları koruma topluluğu 4 Ekim Hayvanları koruma günü dolayısıyla, sokak hayvanları için kedi evleri yaptı ve mama bıraktı.

-Mazgal hırsızlığının önüne geçilemiyor.

-Abdullah Şekeroğlu; ‘’80’ler sokağı kültür hizmeti veren derneklere verilsin’’ dedi.

-Keban barajında olta ile 1.5 metre uzunluğunda turna balığı tutuldu.

-Motosikletler çarpıştı, çarpışmanın etkisiyle alkol şişeleri etrafa savruldu.

-Kitap Fuarı yoğun katılımla açıldı.

-Havalimanı’nda pist çatlağı nedeniyle uçuşlar iptal edildi.

-Berber, menun kalmayan müşterilerden ücret almıyor.

-Sekiz katlı bir binanın zeminindeki beton bölgeden karpuz yetişti.

-Rusya’dan Elazığ’a gelin geldi.

-Binanın çatısından güneş panelini aşağı attı, vatandaşların canını hiçe saydı.

-Asker eğlencesinde magandanın peş peşe ateşlediği pompalı tüfekten çıkan saçma, bir kadına isabet etti.

-Elazığ’da bir günde üç kadın öldürüldü.

-Fırat Turnası etkinliğinde balık tutma yarışması yapıldı.

-Halk arasında zehirli ‘Uğur böceği örümceği’ olarak bilinen “Esus Cinnaberinus” görüldü.

-Marketin önünden bir kasa ekmek çalındı.

-Kafası ağaca sıkışan inek kurtarıldı.

-Doğa yürüyüşü sırasında bitkin düşen akbaba buldular.

-Fıkra gibi olay, Haber alınamayan çocuk evde kulaklıkla uyurken bulundu.

-Dört dairenin su sayacı çalındı, site yöneticisinin tepkisi şaşırttı.

-Saniye ninenin evindeki “Kardeşler kütüphanesine” destek yağdı.

-Elazığ orciği Almanya, Hollanda ve Amerika sofralarında.

***                            

MEYDAN!

Nihayet eski Hükümet Konağı’nın etrafını çeviren kara tahtalar kaldırıldı ve meydan ortaya çıktı… Epeyi bir değişiklik yapılmış. Ben de şöyle etrafa bir göz atıp arkadaşlarımın yanına gelerek, ‘’Binayı hafiften batıya doğru çevirmişler’’ dedim. İnanan oldu mu? Yalan yok inanan biri oldu.

Bakalım tam bitince nasıl olacak?

Ufak tefek olumsuzluklar var ama görüp yazmam bir şey ifade etmez. İşin uzmanları var, gitsin görsün yazsınlar. Onların açıklaması daha uygun olur.

Mevzu 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’ndan açılmışken bir mevzuya daha değinmeden geçmeyeyim, Eskiden perde satan bir tanışımız vardı, Elazığ’da Kolordu komutanı değişirse bayram edidi…           

Tanışımıza deyilerdi ki, ‘’niye sevinisin?’ O ise, ‘’Abi niye sevinmiyem, yeni gelen komutanın eşinin ilk işi de kesin Orduevi’nin ve Lojmanların perdelerini değiştirmek olacak, ben sevinmeyeyim de kim sevinsin?’’

Şimdi bizim 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda da durum aynı…

Kim gelirse gelsin, ilk işi bu meydanın şeklini değiştirmek oli.

Bu kaçıncı değişiklik daha unuttum.

Deyim ki inşallah son olur!

***

SAAT KULESİ…

Yıllar önce sevdiğim kıza randevu verip, eski Belediye Binası’nın karşısındaki Saat Kulesi’nin önünde seni beklim demiştim…

O gün bugündür elimde kırmızı güllerle randevu saatinde bir umutla gidip orada beklidim…

Elimdeki gül soldu, ben soldum…

Ne bir gelen var ne giden!

Davar geli, nahır geli o gelmi…

Benim bu halimi gören Elazığ Belediyesi en sonunda halime acıyarak Saat Kulesi’ni yıktı ve hayallerime son verdi.

Oh be ben de rahatladım! Gidem de artık işime gücüme baham.

Zaten hem o saatte hem de termometre bozuktu!

Artık herkesin cebinde saati ve hava durumunu gösteren telefonlar var. Orası zaten sembolikti... Buluşma adresi yön levhası gibi bir şeydi.

Aman ha aman! Yenisini filan yapıp, yaralarımı deşmiyesiz…

***

HAFTANIN FIKRASI:

Temel, birkaç insanın olduğu deniz kenarında balık tutuyormuş. Oltasını atmış, beklemiş…

Bir süre sonra oltaya kocaman bir balık gelmiş. Balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından, şöyle bir balığa iyice bakmış ve tekrar denize atmış.

Ama nedense Temel’den başka kimse balık yakalayamıyormuş. Temel tekrar oltasını atmış, daha kocaman bir balık gelmiş, tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa şöyle bir etraflıca yine bakıp tekrar denize bırakmış.

Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları denize bırakmış.

Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve Temel’in yanına gelmişler; ‘’Amcacığım ne yapıyorsun sen? Biz saatlerdir buradayız, tek bir balık bile yakalayamadık. Sen ise kocaman kocaman balıkları denize atıyorsun!’’ Demişler.

Temel ise dönmüş ve kalabalığa şöyle demiş; ‘’Çünkü benim tavam küçük!’’

HAFTANIN FOTOĞRAFI: