Dünya nereye gidiyor diye soracak olursanız bu soruya net cevap verecek birisini bulamazsınız. Zira farklı dönemlerde, farklı ve doğal etkenlerle zaman içerisinde ısınıp soğuyan dünya; bu sefer bu döngüsünden çıkmış, üzerinde yaşayan insan etkisi ile öngörülemez bir döneme girmiştir. Yaşadığımız anormal hava olayları bunun en bariz ve gerçekçi hali olarak karşımızda durmaktadır. Haziran ayının ortalarına kadar seyreden serin havalar, kendini bir anda dayanılmaz sıcaklıkların yaşandığı günlere getirmiştir. Bunlar daha buzdağının görünen yüzü olacaktır. Ani hava değişiklikleri tarımsal üretimi ve susuzluk problemini bizlere ciddi bir şekilde yaşatacaktır. İmzalanan uluslararası anlaşmaların bazı ülkeler tarafından (ABD) gerektiği gibi uygulanmaması sonucunda, yaklaşmakta olan felaketler zinciri daha hızlı bir şekilde üzerimize gelmektedir.

    Bilim insanlarının, küresel ısınma noktasında, geri döndürülemez etkilerin başlayacağı eşik değerlere ise artık çok az kalmıştır. Bu eşik aşıldıktan sonra ise artık yapmamız gereken, oluşacak felaketlerden en az düzeyde etkilenmeye çalışmak olacaktır.

   Gezegende yaşayan insanlar olarak, bu yaşam dolu gezegeni korumaktan başka çaremiz yoktur. Bunun için bilim insanları çeşitli yollar önermekte, bizlere tavsiyelerde bulunmaktadırlar. Yaşamamızı sadeleştirmeyi, kaynakların tüketilmesi noktasında son derece dikkatli davranmayı ve oluşabilecek karbon ayak izimizi en aza indirmeye çalışmalıyız. Bilim insanlarının dile getirdiği ve “karbon ayak izimiz” diye tabir edilen cümleyi, sizlere biraz açmak istiyorum. Gezegende yaşayan her insanın kullanmakta olduğu her türlü eşya için; bunların imal edilmesi ve bizlerin kullanacağı noktaya gelmesi için bir emek, zaman ve kaynak harcanmaktadır. Giymiş olduğunuz bir tişörtten, arabanızın kullandığı tekerlek için bile bu süreç aynı işlemektedir. Bu ihtiyaçlarınızın size ulaşması ve tüketilmesi noktasında ne kadar az kaynak harcanırsa, dünyaya verdiğiniz zarar o kadar azalıyor. Doğal olarak ihtiyaçlarınızın karşılanması için doğaya salınan karbonda azalıp çoğalabiliyor. Mesele doğaya daha az zarar vermek, mesele tabiata daha az karbon salınımı yapacak eylemler yapabilmek. Daha az karbon daha az küresel ısınma da diyebiliriz. Unutmamamız gerekir ki bizim doğaya salmış olduğumuz karbon miktarı, bizlerden sonra gelecek nesillerin de hayatını doğal olarak etkileyecektir.

    Biz şu anda ne yapabiliriz dersek; aslında çok önemli bir adım da atmış oluruz. Gereksiz ürün ve hizmet alımından uzak olarak; kaynak israfı konusunda çok titiz davranarak; çevreye olan saygı ve dikkatimizi en üst düzeye taşıyarak büyük bir fark elde etmiş oluruz. Boşta yanan bir ampulün söndürülmesi çok basit bir eylemmiş gibi gözükse de, söndürülen milyonlarca ampul, elektrik israfı ve üretim noktasında büyük farklar yaratacaktır. İhtiyacınız yokken almaktan vazgeçtiğiniz bir tişört, onlarca kalemde bulunan kaynağın israf edilmesinin önüne geçecektir.

    İsraf etmekten kurtulduğumuz anda bu hem bizim hem de gezegenimizin kazancına olacaktır. Unutmayalım; BİZLER DÜNYAYI DEDELERİMİZDEN MİRAS DEĞİL, TORUNLARIMIZDAN EMANET ALDIK…