“Elazığ Tanıtım Günleri” denildi ismine…
Sonra itiraz edenler oldu; “Tanıtım demek doğru olmaz, biz tanınmıyor muyuz ki?” Diye!
“Elazığ Günleri” diye anıldı bir dönem.
Neticede ismi ne olursa olsun, orcikten badem şekerine, kofikten ekmeğe varıncaya dek, özellikle de büyük şehirlerde birkaç günlük sürede “ürünlerimizi pazarlama” faaliyeti olarak değer gördü bu günler…
Araya mahallî musîkimizi sıkıştırdığımız, şalvar giyip, kuşak kuşanıp, sekiz köşeli şapkayla nostaljik takıldığımız günler oldu.
Milletvekilleri, bürokratlar, hele bir de partilerin ya da odaların ileri gelenlerinden bir iki isim de uğrayınca tanıtım yaptığımız çadırlara, maksat hâsıl oldu!
Yerel televizyonlara konuşanlar, memlekete özlemle selâm gönderenler, yerli veya yabancı farketmez, ekranlarda görünen ve Elazığ’a methiye düzenler gözde oldu…
***
İlk dönemde organizatörler şikâyet edildi.
Stand kiralayıp, Elazığlı olmadığı halde bu günlere iştirak eden, üstelik Elazığ ürünleri yerine kendi yöresinin ürünlerini satıp, esnafımızı zarar ettiren uyanıklar türedi!
Davet edilmediği için darılıp, kırılan sanatçılarımız oldu…
Kesintili de olsa devam ederken günlerimiz, depremi pandemi izledi, zorunlu olarak ara verildi…
Bir süre, sonra günlerimiz moda deyimle “Yöresel Ürünler Fuarı” diye tekrar gündeme geldi.
Ankara’da “Yöresel Ürünler Fuarı” ismiyle geçmişin devamı niteliğinde bir etkinlik gerçekleştirildi…
Antalya’da TOBB’un desteğiyle 11. “YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı” düzenlendi.
Şimdi İzmir’de yapılacak olan “Elazığ Yöresel Ürünler Fuarı” var sırada…
***
Olsun tabii…
Yapılsın “Elazığ Günleri”, ya da amaca matuf ismiyle “Elazığ Yöresel Ürünler Fuarı” / Fuarları…
Ancak, yetkili ağızlardan yapılan açıklamalara dikkât ettiniz mi?
Amaç; “Deprem ve pandemiden dolayı sıkıntıya düşen esnafımıza bir nebze olsun nefes aldırmak!..”
Katılan esnaf, kazanabilirse para kazanacak?
Kazansınlar tabii, ancak söylenmeyeni söylememiz gerekirse; depremden ve pandemiden dolayı zarara uğramış olan esnafımıza gereken “destek” ve “teşvik” sağlanamadı, şimdi fuarlardan elde edecekleri 3-5 kuruş teselli olarak sunuluyor?
Bir başka husus da “tanıtım” konusu; siz, bu yöntemle “tanıtım” yapıldığına inanıyor musunuz?
Birkaç milletvekili, bürokrat, oda başkanı ya da misafir hariç, ürün almaya veya tanıdıklarıyla buluşmaya gelen de Elazığlı, ürünleri pazarlayan da Elazığlı!
Neyin tanıtımını, kime yapıyoruz da Elazığ’ı tanıtıyoruz?
Vallahi biz bizi kandırıyoruz!..
***
“Elazığ Tanıtım Günleri” ismine; “Tanıtım demek doğru olmaz, biz tanınmıyor muyuz ki?” diye karşı çıkanlara ve “Yöresel Ürünler Fuarı” vasıtasıyla Elazığ’ı tanıttıklarını sananlara sormak lâzım…
Elazığ’ın tescîlli kaç ürünü var, bu ürünlerden bırakın ülkeyi, kaç hemşehrimizin haberi var?
Kaç ürünümüzü moda deyimle “Yöresel Ürünler Fuarı” dışında pazarlayabiliyoruz?
Gaziantep’ten sonra 154 yemek, tatlı ve içecekten oluşan “Türkiye’nin En Zengin 2. Mutfağı”na sâhip olan Elazığ’ın bu özelliğinden 154 kişinin haberi var mı acaba?
İzmir’e “Elazığ Yöresel Ürünler Fuarı”na gidecek olanlar, Adnan MENDERES Havalimanı’na indiklerinde çevrelerine iyi baksınlar; tüm dünya tanıdığı hâlde; “Efes / Bergama UNESCO Mirasları İzmir’de sizi bekliyor” diye tanıtım anıtı çıkar karşınıza…
Oysa biz; Elazığ olarak, üzerinde oturduğumuz ve 7’den 70’e övünüp gurur duyduğumuz “bâkir” durumda olan doğal zenginliklerimiz ile tarihî ve kültürel varlıklarımızı yeterince duyuramamışız ki ülkeye, tanıtamamışız ki sâhip olduğumuz zenginliklerimizi?
Harput’tan başlayın, il genelinde beldelerimiz ve ilçelerimiz de dâhil olmak üzere; Göl, batık şehir, akarsu, şelâle, kaplıca, mağara, meteor çukuru, kayak merkezi, tatil köyleri ve kamp benzeri doğal zenginlikler, kale, köprü, cami, kilise, ibâdethane, kaya mezarları, türbe, han, hamam, çeşme, konak, ev, saat kulesi gibi tarihî ve kültürel eserlerle dolu onlarca yöremiz var…
Bu zenginliklere sonradan ilâve edilen kanyonları da eklerseniz, Elazığ’ın sâhip olduğu tabii zenginliklerle kelimenin tam anlamıyla “doğa hârikası” ya da tarihî ve kültürel zenginlikleriyle “açık hava müzesi” olarak adlandırılması gereken bir yöre olduğunu kimse inkâr edemez?   

Ancak, doğal zenginliklerimizden, tarihî ve kültürel varlıklarımızdan komşularımızın dahi haberi yok?

Yâni; dükkânı ile deposu tıka basa dolu olan, ancak malını pazarlayamayan ve satamayan sanayici misâli, ziyâretçi / turist de çekemiyor Elazığ?

Ne tanıtımından bahsediyorsunuz siz?
Kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz!
Yöresel ürünlerimizden doğal zenginliklerimize, tarihî eserlerimizden kültürel varlıklarımıza dek, tanıtımın “T”sini beceremiyoruz biz?