Uzmanların ifadesiyle yaklaşık olarak beş bin yıllık bir geçmişe sahip olan Elazığ, tarihsel süreç içerisinde Alzi, El-Alzi, Elzi, Enzit, Til Enzit, Hısn-ı Ziyad ve Harput gibi farklı isimlerle anılmıştır. Şehrin tarihsel kimliğinde önemli bir dönüm noktası olan Mamüratü’l-Aziz adı ise Harput’tan ovaya doğru başlayan yerleşim ve şehirleşme sürecinin önemli bir göstergesi olmuştur. 1800’lü yılların başlarından itibaren Harput’tan Mezire Ovası’na doğru başlayan göç hareketleriyle birlikte bölgede yeni bir yerleşim ve yapılaşma süreci ortaya çıkmıştır. 1878 yılında teşkilatlandırılan Mamüratü’l-Aziz vilayeti'nin idari sınırları, günümüzdeki Elazığ'ın yanı sıra Malatya, Adıyaman ve Tunceli illerinin önemli bir bölümünü kapsamaktaydı. Bu yönüyle Mamüratü’l-Aziz adı, tarih boyunca Yukarı Şehir olarak nitelendirilen Harput’tan ovaya doğru gerçekleşen yerleşim hareketinin ve yeni bir şehir kimliğinin oluşumunun önemli bir aşamasını temsil etmektedir. Mamurat-ül-Aziz adının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ovadaki yerleşim alanları genişlemiş, yeni mahalleler oluşturulmuş, belediye teşkilatı ve idari yapılanma şekillenmeye başlamıştır. Böylece günümüzdeki Elazığ kent merkezinin fiziksel ve idari temelleri atılmıştır. 1800’lü yılların ortalarından itibaren Mezire olarak adlandırılan Elazığ Ovası'nda yerleşimin gelişmesiyle birlikte şehrin ilk mahalleleri de ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda tarihsel süreçte oluşan ilk mahallelerimiz arasında Mustafapaşa, İcadiye, Çarşı, Akpınar ve Sarayatik mahalleleri yer almaktadır. Elazığ’ın mahalle adları incelendiğinde, şehrin idari ve sosyal tarihinde görev almış devlet adamlarının ve özellikle paşaların isimlerinin yerleşim birimlerinin adlandırılmasında etkili olduğu görülmektedir. Nitekim Abdullahpaşa, Rüstempaşa, Mustafapaşa ve İzzetpaşa mahalleleri, isimlerini dönemin paşalarından alan yerleşim birimleri arasında yer almaktadır. Turan gazetemizdeki bu haftaki yazımızda, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Elazığ ve çevresinde önemli askerî ve idari görevler üstlenen, günümüzde Abdullahpaşa Mahallesi’ne adını veren General Abdullah Alpdoğan’ın hayatını ve bölgedeki faaliyetlerini ele alarak tanımaya çalışacağız. 1878 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde dünyaya gelen Abdullah Alpdoğan, askerî eğitimini Bursa Işıklar Askerî İdadisi’nde tamamlamıştır. 1902 yılında Mekteb-i Harbiye’den teğmen rütbesiyle mezun olan Alpdoğan, 1908 yılında kurmay kıdemli yüzbaşılığa terfi etmiştir. 1912 yılında Trablusgarp Savaşı sırasında Çanakkale Boğazı’nın savunmasında görev yapan Ka’la-i Sultaniye Kolordusu bünyesinde hizmet vermiştir. Trablusgarp Savaşı’nın ardından Balkan Savaşları’na katılmış ve Çatalca Muharebeleri’nde görev almıştır. 1913 yılında binbaşılığa yükselen Alpdoğan, askerî kariyeri boyunca farklı görevlerde bulunarak önemli bir tecrübe kazanmıştır.

0E3D18Eb 5Ddc 4Efe A76A Fbc16Fa3Abb0

Uzun yıllara dayanan askerî tecrübesinin ardından 2 Ocak 1932 tarihinde Elazığ’da göreve başlayan General Abdullah Alpdoğan, 8. Kolordu Komutanlığı ve 4. Umumi Müfettişlik görevlerini üstlenerek bölgenin askerî ve idari yapılanmasında önemli sorumluluklar yürütmüştür. General Alpdoğan sahip olduğu görevlerini, günümüzde PTT Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan ve eski Şarap Fabrikası'nın üst kısmında, bugünkü Cumartesi Pazarı civarında bulunan binada yürütmüştür. Bu tarihi bina, Elazığ’ın idari yapılanması ve bölgesel yönetim tarihi açısından önemli bir süreci simgelemektedir. (Konumuzdan bağımsız olarak bu tarihi binalarımızın gelecek kuşaklara aktarılması noktasında çaba ve gayret gösteren Turan gazetemize çok teşekkür ederiz.) General Abdullah Alpdoğan’ın Elazığ’daki görev sürecinin önemli olaylarından biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Sabiha Gökçen ile birlikte gerçekleştirdiği Elazığ ziyareti sırasında yaşanmıştır. Söz konusu ziyaret esnasında Alpdoğan’ın Atatürk’e eşlik ettiği bilinmektedir. Ayrıca Pertek ilçesi ve Singeç Köprüsü ziyareti esnasında dönemin bölgesel güvenlik durumuna ilişkin Atatürk’e bir rapor sunduğu da bilinmektedir. Bu durumdan mütevellit General Alpdoğan’ın askerî görevleriyle, bölgenin idari ve güvenlik politikalarının şekillenmesindeki rolüyle de öne çıktığını açıkça göstermektedir. General Abdullah Alpdoğan, Elazığ’daki görev süresi boyunca yalnızca askerî ve güvenlik meseleleriyle ilgilenmemiş, şehrin idari, sosyal ve kültürel yapılanmasında da etkili olmuştur. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürütülen şehirleşme, kültürel dönüşüm ve kurumsallaşma faaliyetlerinde önemli roller üstlenmiştir. Alpdoğan’ın katkı sunduğu kurumsal yapılardan biri de günümüzde Öğretmenevi olarak kullanılan, 1934 yılında Elazığ Halkevi olarak hizmete açılan binadır. Halkevinin kuruluş ve faaliyete geçme sürecinde etkin rol oynayan Alpdoğan, Cumhuriyet’in kültür ve sanat politikalarının şehirde uygulanmasına yönelik çalışmalarda da etkili olmuştur. Halkevi faaliyetleri kapsamında yürütülen çalışmaların yanı sıra, şehirdeki bazı yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi, yeni kurulan mahallelerin adlandırılması ve soyadı uygulamasına ilişkin süreçlerde de General Abdullah Alpdoğan’ın etkili olduğu bilinmektedir.

​Abdullah Alpdoğan’ın dönemin idari yönetimi üzerindeki etkisini ortaya koyan dikkat çekici gelişmelerden biri de 1936 yılında yaşanmıştır. Alpdoğan’ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sunduğu bir raporda, dönemin Elazığ valisi Tevfik Gür’ün başarılı bir vali olmasına rağmen Elazığ Halkevi yönetimindeki bazı uygulamalarını eleştirdiği ve görevden alınmasını talep ettiği bilinmektedir. Söz konusu raporun ardından Tevfik Gür’ün Muş Valiliğine atanması, Alpdoğan’ın dönemin bölgesel yönetim mekanizması içerisindeki etkisini göstermektedir.

Abdullah Paşa; Elazığ’daki 4. Umumi Müfettişlik görevinin yanı sıra Alpdoğan, 1 Şubat 1936 tarihinde Tunceli valiliğine atanmış ve böylece Tunceli vilayetinin ilk valisi olmuştur. Bu görevini 1943 yılına kadar sürdürmüştür. Yani böylelikle Abdullah Paşa hem 8. Kolordu komutanlığı görevini hem 4. Umumi Müfettişliği görevini hem de Tunceli valiliği görevini aynı anda yürütmüştür. General Alpdoğan’ın kültürel alandaki katkılarından biri de Tunceli halk müziğinin derlenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması çalışmalarına verdiği destektir. Elazığ Halkevi bünyesinde yürütülen kültür ve sanat faaliyetleri kapsamında, Tunceli Halk Türküleri adlı eserin yayımlanmasında önemli rol üstlenmiştir. Bu çalışmada kırk civarında halk ezgisi derlenmiştir. 1932 yılından, 1943 yılına kadar şehrimizde 11 yıl görev yapan General Abdullah Alpdoğan; diğer bilinen ismiyle Abdullah Paşa’nın Elâzığ’daki tarihsel izleri günümüzde de yaşamaktadır. Akpınar Mahallesi’nde bulunan General Abdullah Alpdoğan Caddesi ve adını kendisinden alan Abdullahpaşa Mahallesi, Alpdoğan’ın şehirdeki görev ve faaliyetlerinin günümüzdeki yansımaları olarak varlığını sürdürmektedir.