Nisan 2026’dan beri yüreğimiz yanıyor; bu yangınla feryat ediyor, haykırıyor, çığlık atıyor ve yazıyoruz. “Yapmayın etmeyin! Bu kötülüğü bu coğrafyaya yapmayın”, diyoruz. Bu ülke, bu şehir bu kadar sahipsiz olmamalı, diyoruz. Çığlığımızı duyan, sesimize kulak verenler de oluyor elbet; ancak bir asıl sahip çıkması gerekenlerin suskunluğu kahrediyor insanı.
Neydi feryadımızın sebebi?


Bilindiği üzere Maden İlçesi Kısıkbekir köyünde, içerisinde altın, gümüş, kurşun, çinko da bulunan yaklaşık 30 milyar dolarlık yeni bir bakır cevher sahası daha bulundu. Bu saha 150 milyon dolara 2022 yılında Cengiz Holdinge ait olan Port Madencilik A:Ş firmasına ihale yoluyla satıldı. Bakır ve bileşenlerinin çıkartıldığı yerde işlenmesi yöre insanı için aş ve iş demekti. Ancak şirket, çıkartacağı bakır cevherini yerinde işlemek istemedi. Kolayına gittiği için başta Samsun olmak üzere başka yerlere taşımak istedi. İyi taşısın! Demek devleti yönetenlerin de bir bildiği var dendi ve kimse ses çıkarmadı. Ancak bakırın çıkarıldığı ilçenin hemen yanışında Maden Tren İstasyonu dururken taşıma işlemi için seçilen cevherin çıkarıldığı bölgeye yaklaşık 32 km uzaklıktaki Maden ilçesine bağlı Gezin tren istasyonu olunca işin rengi de kokusu da değişti. Çünkü bu tren istasyonu doğunun incisi Hazar gölüne sadece 500 metre uzaklıktaydı. Depolama ve sevkiyat için seçilen Gezin Tren İstasyonu; 2 Şubat 1971 tarihli Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile 28 Aralık 1993 tarih ve 3958 sayılı kanun dayanağında 2015'te tescillenen ''Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alan'' içerisindeydi. Bu yer, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 09.04. 2015 tarih ve 4078 sayılı olurlarıyla “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanları koruma kanunu çerçevesinde koruma altına alınmıştı. Bu alan, yine aynı bakanlığın tescillenmiş sit alanıydı. Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır madeninin bu istasyona taşınması depolanması ve sevkiyatı hem bölgenin doğal dokusunu bozacak hem de çevre sağlığı açısından ciddi riskleri beraberinde getirecekti. Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır ve bileşenleri istasyona taşınırken, depolanırken, yüklenirken meydana gelecek sızıntılar, yağmur sularına karışacak yer altı suları ile doğrudan veya dolaylı Hazar gölüne ulaşacak zaman içerisinde bu gölde yaşayan balık ve kuş türlerini yok edecekti. Taşıma, depolama ve sevkiyat esnasında havaya karışan uçucu zehirli gazlar ve sızıntılar, Hazar Gölü gibi yine devletin koruma altına aldığı çilek ve fasulyesi ile ünlü Bermaz ovasının da etkileyecekti. Maden ve bileşenlerinin taşınmasının yaratacağı yoğun kimyasal uçucular ve istasyondaki yükleme-boşaltma faaliyetleri esnasında havaya karışacak zehir, Hazar Dağı'nın eteklerindeki endemik bitkilerin köklerini kurutacak, arı ölümlerine sebep olacak dolayısı ile bu bölgede arıcılık yaparak geçimlerini sağlayan vatandaşların da ekmek kapıları kapanacaktı. Bölgede üretilen ürünleri tüketen insanlarda da akut ve kronik zehirlenme çoğalacaktı. Elbette bütün bu oluşumlar, bir yıl, iki yıl içerisinde olmayacak, beş yıl, on yıl, 20 yıl içerisinde olacaktı. 40 yıl sonra Hazar, göl olmaktan çıkacak, Hazar bataklığına dönüşecekti. Bütün bunları ben söylemiyordum, bilim söylüyordu. Gelecekte oluşacak bu tehlikeleri görmemek coğrafyaya yapılan en büyük ihanetti. Bu ihaneti fark edenler olmadı mı? Oldu, başta Elazığ Kent Konseyi, Maden, Sivrice ve Hazar Gölünü Koruma dernekleri yaptıkları toplantılarla basın açıklamalarıyla yerinde protestolarla olayın vahametine dikkat çektiler ama sonuç alamadılar. Bu büyük vebal ve sorumluğu yüreğinde hisseden ve bu konuyu TBMM’ye taşıyan milletvekilleri de oldu. Kimlerdi bu milletvekilleri? Bursa Milletvekili Mahmut Atmaca, İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Adana Milletvekili Dr. Ayyüce Türkeş Taş, Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu... TBMM’de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na verdikleri soru önergeleri ile yapılan bu çalışmayı sordular. Cevap? Cevap yok. Yazımı “Sen neymişsin be Cengiz Abi yelin bile kimilerinin yüreğine korku salmaya yetiyor” diyorum. “Doğayı korumak, ülkeyi korumaktır”, diyen ve bu hassasiyetini gösteren milletvekillerine teşekkür ediyorum. Yazımı, İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu’nun TBMM’sine Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına verdiği “cevabı alınmayan, alınamayan” önerge ile sonlandırıyorum.


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Evrim RIZVANOĞLU İstanbul Milletvekili
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Elazığ'ın Maden ilçesindeki bakır cevherinin konsantre hâline getirilmesinin ardından demiryoluyla sevk edilmesi amacıyla, Gezin Tren İstasyonu'nun yükleme noktası olarak kullanılmasına yönelik altyapı çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda Gezin Tren İstasyonu ve çevresinde kazı, dolgu, hafriyat ve ağaç kesimi çalışmaları gerçekleştirildiği, istasyonun yükleme kapasitesinin artırılmasına yönelik düzenlemeler yapıldığı kamuoyuna yansımıştır.
Çalışmaların gerçekleştirildiği alanın, Hazar Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alam havzası içerisinde yer aldığı, ayrıca 2024 yılında ilan edilen doğal sit alam sınırları içerisinde veya bu alanın etkileşim bölgesinde kaldığı yönünde kamuoyuna yansıyan bilgiler bulunmaktadır. Bölge; Hazar Gölü ekosisteminin devamlılığı, biyolojik çeşitlilik, tarımsal üretim, arıcılık faaliyetleri ve doğal peyzaj değerleri bakımından yüksek çevresel öneme sahip hassas bir ekosistemdir.
Koruna statüsüne sahip alanlarda yürütülen faaliyetlerin yalnızca proje bazında değil, aynı havzada devam eden diğer madencilik, ulaştırma ve altyapı faaliyetleriyle birlikte oluşturacağı kümülatif çevresel etkiler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna karşın, Gezin Tren İstasyonu çevresinde yürütülen çalışmaların doğal sit alanı ve Hazar Gölü havzası üzerindeki olası çevresel etkilerine, koruma statüleriyle uyumuna ve Bakanlığınızın korunan alan politikaları bakımından nasıl değerlendirildiğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir değerlendirme bulunmamaktadır.
Bu bağlamda;
1.Bakanlığınız, Gezin Tren İstasyonu çevresinde yürütülen çalışmaların doğal sit alanının korunma hedefleri ve koruma statüsünün gerekleriyle uyumlu olduğu değerlendirmesini yapmakta mıdır?
2.Söz konusu faaliyetlerin, Hazar Gölü havzasında mevcut veya planlanan diğer madencilik, ulaştırma ve altyapı faaliyetleriyle birlikte oluşturacağı kümülatif çevresel etkiler Bakanlığınız tarafından değerlendirilmiş midir?
3.Bakanlığınızın doğal sit alanlarının korunmasına ilişkin ilke kararları ve koruma kullanma dengesi yaklaşımı bakımından, korunan alanlarda bu nitelikte lojistik altyapı faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin temel politika yaklaşımı nedir?
4.Doğal sit alanlarının ekolojik bütünlüğünün yalnızca proje sınırıyla değil, etkileşim alanıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, Bakanlığınız söz konusu faaliyetin Hazar Gölü ekosistemi üzerindeki dolaylı etkilerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmış mıdır?
5.Bakanlığınız, bu faaliyetin doğal sit alam ile Hazar Gölü havzasının çevresel değerleri üzerinde oluşturabileceği etkilerin; İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı ile Bakanlığınızın korunan alanların sürdürülebilir yönetimine ilişkin politika ve stratejileriyle uyumlu olduğu değerlendirmesini yapmakta mıdır?
6.Bakanlığınız, doğal sit alanları içerisinde veya yakın çevresinde gerçekleştirilen büyük ölçekli altyapı ve lojistik faaliyetlerinin korunan alanlar üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik yeni bir politika veya mevzuat çalışması yürütmekte midir?
7.Hazar Gölü çevresindeki koruma statülerinin amacı dikkate alındığında, söz konusu çalışmaların bölgenin doğal peyzajı, ekolojik bütünlüğü ve koruma hedefleriyle bağdaştığı Bakanlığınızca değerlendirilmekte midir?
8.İklim değişikliği, kuraklık ve biyolojik çeşitlilik kayıplarının giderek arttığı bir dönemde, Bakanlığınız korunan alanların çevresinde yoğunlaşan sanayi, madencilik ve lojistik faaliyetlerinin uzun vadeli çevresel etkilerine ilişkin yeni bir stratejik değerlendirme yapmayı planlamakta mıdır?
9.Bakanlığınız, Hazar Gölü havzası gibi çok sayıda koruma statüsünü bünyesinde barındıran hassas alanlarda, proje bazlı değerlendirmelerin ötesine geçerek havza ölçeğinde koruma ve mekânsal planlama yaklaşımını uygulamayı planlamakta mıdır?

Hadi ÖNAL/ 13 Eylül 2026/ ELAZIĞ